Suriye – Türkiye Sınırının Son 10 yılı

Türkiye dış basında özellikle ABD’de ve Avrupa’da çok tepki çeken bir operasyon başlattı. Fırat’ın doğusunda bulunan terör örgütü PKK/YPG güçlerini temizlemek için 9 Ekim’de harekete geçti. Kendi sınır güvenliği ve önemli bölümü kendisinde olup dünyanın dört bir tarafına dağılmış vatanını bırakmak zorunda kalmış olan Suriyeli mülteciler için bir güvenli bölge oluşturmayı amaçlayan Türkiye, Milli ordu (ÖSO) ile birlikte Suriye’ye girmesi tarihi bir adımdır. ABD ve muhtelif devletler tarafından desteklenen terör örgütü PKK/YPG’nin sonunu getirecektir. Ancak bu tarihi adımı hazırlayan süreci, Suriye’de yaşanan olayları ve Türkiye’nin niçin Suriye’de bulunduğunu bilmek için son on yılda yaşanan olayları bilmek gerekir.

Ancak bu tarihi adımı hazırlayan süreci, Suriye’de yaşanan olayları ve Türkiye’nin niçin Suriye’de bulunduğunu bilmek için son on yılda yaşanan olayları bilmek gerekir.

Suriye İç Savaşı

Mart 2011’de başlayan iç savaşta, yüz binlerce insan yaşamını yitirdi, 5.5 milyondan fazlası vatanını terk etmek zorunda kaldı. Peki bu savaş nasıl ortaya çıktı?

Savaş Başlamadan önce Beşar Esad yönetimindeki Suriye’de işsizlik oranları yüksek, yolsuzluk hat safhadaydı. Ön Asya’da “Arap Baharı” olarak adlandırılan olayların sürdüğü 15 Mart 2011’de Dera ilinde bir grup öğrencinin okul duvarına, Beşşar Esed’e hitaben, “Ey doktor (Beşşar Esed) şimdi sıra sende” yazmasıyla, Suriye’deki halk ayaklanmasının fitili ateşlenmişti. Hükümet muhalefeti bastırmak için ölümcül güç kullanınca, cumhurbaşkanının istifasını isteyen gösteriler tüm ülkeye yayıldı. Muhalif güçler kendini savunmak için silahlanmaya başladı. Esad ‘’dış destekli terör’’ diyerek olayları bastırmaya yemin etti. Şiddet daha da arttı. Ülke iç savaşa girdi. Muhalif kaynaklara göre, Mart 2018 itibariyle 106 bini sivil 393 bin 900 kişinin ölümünü belgeledi. 57 bine yakın kişiyse kayıp.

Peki savaşın nedeni ne?

Şu anki mesele, Esad güçleri ve muhalet güçleri arasındaki savaşın çok ötesinde. Her biri kendi amacı olan farklı örgüt ve ülkelerin olaylara müdahalesi savaşın karmaşıklaşmasına ve uzamasına neden oldu. IŞİD ve El Kaide gibi örgütler güçlenerek buradaki toprakları ele geçirdiler.(IŞİD’e aşağıda uzun uzun değindiğim için burada kısa tutuyorum.) Bağımsızlık isteyen kürtler de savaşa farklı bir boyut kazandırdı.

Savaşta bulunan taraflara gelince, Suriye’de hali hazırda askeri üsleri bulunan Rusya Esad rejimi lehine hareket etmiş, kamoyuna  teröristleri vurduklarını söylerek muhalif güçleri ve sivilleri hedef almıştır.

İran Esad rejimine destek olmak için milyonlarca lira harcayarak Şii milislerini silahlandırdı.

ABD ve İngiltere gibi batılı ülkeler kendi çıkarlarına göre bölgede bulunan örgütlere destek verdiler. Işid militanlarına saldırı düzenlediler ve kendilerine Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kürt ve Arap milislerinin toprak kazanmasına yardımcı oldular.

Türkiye uzun süredir muhalif Özgür Suriye Ordusu(Milli Ordu)’na destek veriyor. TSK Afrin’de terörist YPG güçlerine karşı Zeytindalı harekatını Milli Ordu ile birlikte yürüttü.

Suudiler ise İran nüfuzundan rahatsız. İran nüfuzunu önlemek için isyancı gruplara para ve silah yardımı yapıyor.

İsrail ise, Hizbullah’a giden İran silahlarından rahatsız, buna engel olmak için Suriye’yi havadan vuruyor.

Savaştan Siviller nasıl etkilendi?

Savaş yüzbinlerce sivilin ölümüne yol açtı. Bunun daha fazlası evinden vatanından oldu. 5.5 Milyon Suriyeli başta Türkiye (3.5 milyon) olmak üzere Lübnan (995 bin), Ürdün (657 bin), Mısır (127 bin) gibi komşu ülkelere ve Avrupa’nın pek çok yerine dağılmış durumda. Ancak bu konuda çok katı kurallara sahip ülkesine savaş mağdurlarını almamak için elinden geleni yapıyor. Başta Yunanistan olmak üzere deniz üzerinden gelen mülteci botlarını sabote edip batmasına sebep olarak ayrı bir insanlık suçu işliyor.

 Işid’in Ortaya Çıkışı

Gücünün zirvesinde olduğu 2014 sonu ve 2015 başlarında Suriye ve Irak’ta 100 bin kilometrekareyi aşkın bir bölgeyi işgali altında tutan IŞİD, bu bölgelerde yaklaşık 8 milyonluk bir nüfusa hükmediyordu. Peki bu güce nasıl ulaştı?

Kendilerine Irak ve Şam İslam Devleti diyen ağırlıklı olarak Irak ve Suriye’de etkinlik gösteren, bu bölgede hilâfet devleti kurmak amacıyla sivillere karşı eylemler yapan, yaşlıları ve çocukları öldüren, kadınlara tecavüz eden hiçbir ülkenin varlığını hukuki olarak tanımadığı terör örgütüdür. Irak Savaşı’nın ilk yıllarında kuruldu ve 2004 yılında el-Kaide’ye bağlılığını ilan etti. Şubat 2014’te ise el-Kaide’den bütün bağlarını kestiğini duyurdu.

Irak Savaşı’nın yoğun olarak yaşandığı dönemlerde, Irak’ın Anbar, Nineve, Diyala, Babil, Kerkük ve Selahaddin, Musul illerinde çok büyük etkinlik gösterdi. Bakuba’yı başkent ilan etti. Halen devam eden Suriye İç Savaşı’nda Suriye’nin Humus, Rakka ve Halep bölgelerinde, Libya’da ise Bingazi ve Sirte bölgelerinde varlık göstermektedir.

ABD Irak’a girip orayı harabeye çevirerek çıkınca IŞİD’in gelişmesi için uygun ortam oluşmuştu. Yerel Kaynaklara göre bu sayede militan sayısını iki katına çıkardı. Nisan 2013 ile birlikte IŞİD, Suriye’nin kuzeyinde hızlı bir şekilde askerî güç kazanmaya başladı ve bu bölgedeki en güçlü örgütlerden biri oldu. Suriye’de etkin olduğu bölgelerde şeriat kanunlarını icra ettiklerini iddia ederek rakip gördükleri askerleri, yabancı gazetecileri, yardım kuruluşlarına üye insanları katletti, sürgüne gönderdi veya hapsetti.

Suriye İnsan Hakları Gözleme örgütünün raporuna göre Ağustos 2014’te örgütün Suriye’deki savaşçı sayısının 50.000, Irak’ta ise 30.000 olduğu bildirildi. CIA ise Eylül 2014’te örgütün Suriye ve Irak’ta toplam 20.000 ile 31.500 arasında savaşçıya sahip olduğunu açıkladı

Örgütün kökeni

Örgütün kökenlerinin 1980’lerde Afganistan’da Sovyet destekli rejime ve Sovyet askeri müdahalesine karşı ABD tarafından bir araya getirilip Pakistan’da eğitim ve silah desteği verilen çeşitli radikal İslamcı örgütlere dek uzandığı, önce El Kaide’nin, ardından da benzer şekilde bu kez Suriye’de IŞİD’in bu şekilde türediği iddia edilmektedir. Bu iddialar önce ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton tarafından birden fazla kez, sonra da mevcut ABD başkanı Donald Trump tarafından dile getirilmiştir.

Suriye’deki Varlığı

Raporlarda IŞİD’in Suriye’de devam edegelen iç savaşın yönünü Nisan 2013’ten itibaren değiştirdiği yazıldı. Örgüt, Suriye’nin kuzeyinde güçlü bir varlık göstermişti. Uluslararası Af Örgütü’nün raporlarına göre örgütün gizli işkence merkezleri bu bölgelerde bulunuyor. Örgüt, güçlü olduğu bölgelerdeki Suriye halkını sigara içme, zina, örgüt kanunlarına karşı gelme veya düşman birliklerine mensup olma gibi suçlamalarla alıkoyuyor, hapsedip işkence ediyor ya da öldürüyor. Yine raporlara göre düzinelerce yabancı gazeteci ve gönüllüler esir tutuldu. Örgüt 2013 yılının Aralık ayından Fırat Kalkanı Harekâtı’nın başladığı 2016 yılının Eylül ayına kadar Atmeh, al-Bab, Azaz ve Jarablus sınır kentlerini kontrolü altında tutarak Türkiye’den Suriye’ye ve Suriye’den Türkiye’ye çıkışları sağlamaktadır.

Ayrıca Suriye’de savaşan bâzı  YPG gibi isyancı gruplar IŞİD’in karşısında yer aldı.

2014 Türkiye’nin Musul Başkonsolosluğu saldırdı.11 Haziran 2014 tarihinde Türkiye’nin Musul başkonsolosluğuna yapılan silahlı baskında 900’den fazla IŞİD militanı bulunuyordu. Türkiye’nin Musul Başkonsolosu Öztürk Yılmaz’ında dahil olduğu 49 kişiyirehin alındı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun paylaştığı bilgiye göre, rehineler, kurtarılmalarının ardından Türk topraklarına girinceye kadar 7-8 defa yer değiştirdi ve bölgedeki şartlar yüzünden Suriye üzerinden gelmek zorunda kaldı. Rehineleri kurtarma süreci Millî İstihbarat Teşkilatı Dış Operasyonlar Daire Başkanlığı’nca tamamen yerli bir operasyon olarak yürütüldü. 49 personel ve aileleri, rehin alındıkları ilk günden beri Musul’da 8 ayrı adreste tutuldu, hareketlilik insansız hava araçları ve diğer unsurlarla sürekli takip edildi. Rehineler, bugüne kadar 5-6 kez kurtarılma aşamasına geldi ancak bu girişimler bölgedeki savaş ortamı sebebiyle sonuca ulaşmadı, operasyon bugüne kaldı. Rehineler için herhangi bir fidye ödenmedi, bırakılmaları karşılığında herhangi bir şart kabul edilmedi. MİT, Musul’daki rehin alınma olayının ardından IŞİD’in bölgede daha önce gerçekleştirdiği tüm rehin alma operasyonlarını analiz ederek bir strateji geliştirdi ve bu çerçevede sonuca ulaştı.

2014 Olayları

10 Haziran 2014’te IŞİD, Irak’ın ikinci büyük kenti Musul’da ve Musul’un başkenti olduğu Ninova vilayetinde kontrolü tamamen ele geçirdi.

Musul’da IŞİD’in Başkonsolosluk ve elektrik santrali baskınlarında toplam 80 Türk vatandaşı rehin alındı. Türkiye, Birleşmiş Milletler ve NATO nezdinde girişimde bulunurken Güvenlik Zirvesi Çankaya Köşkü’nde toplandı.

11 Haziran 2014’te Musul Valisi, IŞİD’in Musul’daki Merkez Bankası şubesini yağmaladığını doğruladı. Örgütün buradan 420.000.000 dolar aldığı söyleniyor. IŞİD, kendisini ait twitter hesabından merkez bankası şubesindeki para ve altına el koyduğunu doğruladı. Bu, IŞİD’i Dünya’nın en zengin örgütlerden biri haline getirmektedir. Bu durum aynı zamanda, IŞİD’in artık uluslararası kamuoyu tarafından illegal kabul edilen örgütlerin hepsinden daha fazla paraya hükmettiği anlamına gelmektedir.

2 Ağustos 2014’te IŞİD Yezidi’lere karşı soykırım başlattı. 7 Ağustos 2014’te ABD başkanı Barack Obama IŞİD’e karşı hava saldırısı emri verdi. Pentagon, uçakların Erbil’i savunan Kürt güçlere saldıran IŞİD topçusunu hedef aldığını duyurdu. 20 Eylül’te, 49 Türk vatandaşı MİT ve yerel aşiretlerin de katıldığı bir operasyonla kurtarılarak Türkiye’ye getirildi.

2015 Olayları

IŞİD Suriye’de Kobani kent merkezinden püskürtüldü.

Suruç saldırısı: 20 Temmuz 2015’te Şanlıurfa ilinin Suruç ilçesinde bombalı intihar saldırısı düzenlendi. Saldırıda 34 kişi öldü, 100’den fazla kişi yaralandı. Saldırı, aralarında Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP)’nin gençlik kolu Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyelerinin de bulunduğu 300 kişinin Amara Kültür Merkezi bahçesinde IŞİD’in Kobani Kuşatması sonrası, Kobani’nin yeniden inşa çalışmaları konusunda basın açıklaması yaptığı sırada meydana geldi.Canlı bombanın IŞİD ile ilişkisi olan Şeyh Abdurrahman Alagöz olduğu belirlendi.

Ankara saldırısı: 10 Ekim 2015’te Ankara’nın Ulus semtindeki Ankara Garı kavşağında Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en ölümcül intihar saldırısı düzenlendi.103 kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırıda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, canlı bombalardan birinin Suruç bombacısının ağabeyi Yunus Emre Alagöz olduğunu, diğerinin de fotoğrafla teşhisi yapıldığını ve açık kimliğinin belirlenmesi için çalışmaların devam ettiğini, bombacılara yardım ettikleri düşünülen toplam 20 şüpheliden 11’inin tutuklandığını açıkladı.

Paris saldırıları: 13 Kasım 2015 tarihinde Paris’in farklı bölgelerinde gerçekleştirilen bombalı ve silahlı saldırılarda 128 sivil hayatını kaybetmiş, 300’den fazla kişi yaralanmıştır. Fransa, Koalisyon Güçleri arasında IŞİD’e karşı yapılan hava saldırılarında en büyük desteği veren ülkelerden biriydi. Ayrıca koalisyon güçlerine ilk katılanlardan olan Fransa IŞİD’e karşı savaşan Kürt kuvvetlere askerî ve insani yardım sağladı. Fransız Özel Birlikleri peşmergelere eğitim verdi.

2016 Olayları

Fırat Kalkanı Operasyonu: 24 Ağustos 2016, saat 04.00’de Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığından, “Türk Silahlı Kuvvetleri, koalisyon hava kuvvetleri tarafından Suriye’nin Halep kentine bağlı Cerablus bölgesine terör örgütü IŞİD’ten temizlenmesi amacıyla askeri harekat başlatılmıştır.” açıklaması yapıldı. Bu açıklama sonrası TSK Cerablus’u ağır bombardıman ateşine tutarken, Türk Hava Kuvvetleri 11 adet hedefi bombaladı. Başbakanlıktan yapılan açıklamaya göre, 294 tane topçu atışı yapıldı ve 81 hedef etkisiz hale getirildi. Birkaç saat sonra Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı tanklar Fırat’ı geçerek yüzlerce Milli Ordu mensubu Türkmenlerle ve Araplarla bir araya geldi. Amerika Birleşik Devletleri’de operasyonlara havadan destek vereceğini açıklamıştır. Milli Ordu Keklice ve Kıvırcık köylerini ele geçirdi. Operasyon sırasında Arap birlikler kırmızı, Türkmen birlikler ise Turkuaz kol bandı takarak taraflarını belli etmektedirler. Harekat süresince 2 bin 647’si ölü olmak üzere 3 bin 60 IŞİD üyesi etkisiz hale getirildi, 243 yerleşim merkezi ve 2015 kilometrekare alan kurtarıldı.

Suriye İç Savaşında Türkiye

Türkiye sınır güvenliği sağlamak ve ilerde ülkenin güneydoğusunda yaşanabilecek sorunları önlemek ve yukarıda anlattığım gibi esir edilmiş vatandaşlarını kurtarmak için Suriye sınırında ve Suriye topraklarında pek çok operasyon yapmıştır. Bu operasyonlar kronolojik sırayla şu şekilde sıralayabiliriz;

Fırat Kalkanı öncesi

  • 2011 sınır çatışmaları
  • 2012-14 sınır çatışmaları (2012 F-4 düşürülmesi)
  • 2014 IŞİD’e karşı saldırılar
  • Şah Fırat
  • Şehit Yalçın
  • 2015 Su-24 düşürülmesi
  • Azez
  • 1. Çobanbey
  • 2. Çobanbey

Fırat Kalkanı Harekâtı

  • Cerablus
  • Kuzey El-Bab
  • Dabık
  • Batı El-Bab
  • El-Bab (2017 kazası)
  • Arima

Fırat Kalkanı sonrası

  • Nisan 2017 hava saldırıları
  • İdlib Harekâtı

Zeytin Dalı Harekâtı 

  • 2018 sınır çatışmaları
  • 2019 Tel Rıf’at çatışmaları
  • 2019 Tampon Bölgesi

 Barış Pınarı Harekâtı

Fırat Kalkanı Öncesi Yaşanan gelişmeler

Suriye İç Savaşı’nın başlaması ile birlikte iki ülke arasında siyasi gerilim yaşanmaya başlamıştır. Krizi büyüten en önemli etkenler ise sınır ihlalleri ve Türkiye tarafına düşen mermilerdir. Sınıra yakın birçok Türk köyüne mermi ve havan topu düşmüştür. 5 sivil bu nedenle ölmüştür ve 10 sivil de yaralanmıştır. Suriye’de iç karışıklıkların çıkmasıyla Birlikte, Türkiye hükümeti Suriye yönetimini birçok kez uyarmıştır. Türkiye, çatışmaların şiddetlenmesi ile birlikte siyasi, ekonomik ve lojistik açıdan Suriye muhalefeti’ni desteklemiştir. Bu olaylar üzerine Türkiye, 4 Ekim 2012 tarihinde Suriye’ye ateş açmış ve 34 Suriye askerini öldürmüştür. Kriz günümüzde de devam etmektedir.

İlk Gerginlikler

Suriye’de iç karışıklıkların çıkmasıyla birlikte, Türkiye hükümeti Suriye yönetimini birçok kez uyarmıştır. Türkiye, çatışmaların şiddetlenmesi ile birlikte siyasi, ekonomik ve lojistik açıdan Suriye muhalefeti’ni desteklemiştir.

Mülteciler: Suriye İç Savaşı sırasında milyonlarca Suriyeli mülteci (sivil ve direnişçi) Türkiye’ye sığınmıştır. Günümüzde 2 milyon’a yakın mülteci Türkiye’deki kamplara yaşamaktadır. 10 Mart 2016 tarihinde Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan Türkiye’deki Suriyeli göçmen sayısını 2 milyon 733 bin 784 olarak açıklamıştır. Bölgedeki karışıklık güvenlik önlemlerini arttırmıştır. Halen mülteci akınları sürmektedir. Türkiye bu göç dalgasını durdurmak için Suriye’ye bazı açıklama ve uyarılarda, diplomatik çabalarda bulunmuştur.

Türkiye uçağının düşürülmesi: Malatya Erhaç 7. Ana Jet Üs Komutanlığı’nda konuşlu 173. Filo’ya ait RF-4E Phantom model uçak tek başına, silahsız ve tanıtma sistemi açık olduğu halde sınır ihlali gerekçesi ile Suriye tarafından ihtarsız olarak düşürülmüştür. Mevcut ve yeni radar sistemlerinin test edilmesi maksadı ile havalanan uçak, Hatay’ın güneyinde, Suriye’nin Lazkiye kentinin 8 mil açığına düştü. Uçağın radar ekranından kaybolması ve telsiz bağlantısının kesilmesinin ardından Türkiye ve Suriye Sahil Güvenlik birimleri ile müşterek arama ve kurtarma çalışması yapıldı. Türk Donanması’na ait TCG Çeşme ve ABD’ye ait Nautilius gemilerinin, uzun süren arama çalışmaları neticesinde 5 Temmuz’da deniz seviyesinin, bin 260 metre altında ve içerisinde; Hava Pilot Teğmen Hasan Hüseyin Aksoy ve Hava Pilot Yüzbaşı Gökhan Ertan’ın naaşlarının bulunduğu uçak enkazına ulaşıldı.

Sınır ihlalleri ve Türkiye’ye düşen mermiler: Milli Ordu ile Suriye Ordusu arasında devam eden çatışmalar, zaman zaman Türkiye sınırına ulaşmıştır. Suriye askerleri sınırı zaman zaman geçmiştir. Bunun yanında bazı mermi ve toplar, Türkiye tarafına düşmüştür. Tüm bunlar üzerine TSK karşılık vermiştir. Türkiye, angajman kuralları çerçevesinde Suriye’ye anında sınırdaki topçu birlikleri ile karşılık verdi. Türk birlikleri, topun düştüğü günün gecesinde 4 sularında başlattıkları top atışını saat 6 sularında kesti. Ardından top atışı tekrarlandı. 34 Suriye askeri öldürüldü.

NATO tepkisi ve dış destek: Suriye’den atılan top mermisinin Akçakale’ye düşmesinin ardından Türkiye’nin çağrısı üzerine olağanüstü toplanan NATO Konseyi, saldırıyı kınadı. Türkiye’nin yanında yer alacağını belirten NATO, Suriye rejimini uluslararası hukuku bir kez daha ihlal etmemesi için uyardı. ABD ve NATO’ya üye olmayan birçok ülkeden de Türkiye’ye destek geldi.

NATO, Türkiye Hükümeti’nin talebi üzerine, Suriye sınırına patriot füzeleri yerleştirilmiştir, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin füze talebini resmi olarak bildirmesi öncesinde, Endonezya ziyareti sırasında konuyla ilgili bir soruya, NATO’dan sınıra füze talebimiz olmadı, iddialar asılsız. Bu füzeyi alma konusunda karar verecek merci biziz. Benim böyle bir şeyden haberim yok. Bu dışişleri kim. Böyle bir şeyden haberimiz yok. ‘Sağır duymaz uydurur’ cinsinden Reuters böyle bir haber yapıyor. Bizim böyle bir talebimiz olmamıştır açıklamasında bulunmuştur. İran ve Rusya hükümetleri, sınıra füzenin yerleştirilmesine karşı çıkmıştır ve Türkiye’nin İsrail’in güvenliği için böyle bir talepte bulunduğunu açıklamıştır.

TBMM Suriye Tezkeresi: Türk hükümeti böyle bir ihlalin tekrarlanması karşısında, ordu birliklerinin Suriye – Türkiye sınırını aşabilme ve Suriye’ye bir askeri müdahalede bulunma yetkisi vermiştir. 3 saat 20 dakika süren görüşmelerin ardından, tezkere 320 oyla kabul edildi. Tezkereye 129 ret oyu çıktı.

Suriye uçağının indirilmesi: 11 Ekim 2012 tarihinde, Rusya’dan Suriye’ye giden yolcu uçağı, ABD’nin askeri kargo istihbaratıyla Ankara’nın Esenboğa Havalimanı’na indirildi. Rusya ve Suriye’den olaya tepki geldi. ABD ve Avrupa ülkeleri ise olay konusunda Türkiye’nin yanında oldukları mesajını verdi.

Suriye’de Türk pilotlarının yakalandığı iddiası: Suriye Hükümeti, 31 Aralık 2012’de Suriye’de bulunan bir havaalanına muhalif silahlı güçlerle beraber Türk pilotlarının sızmaya çalıştığını ve yakalandığını duyurmuştur. Türk Hükümeti, Dışişleri bakanı Ahmet Davutoğlu aracılığı ile haberlerin asılsız olduğunu ve Suriye’de esir bulunan herhangi bir Türk askerinin olmadığını duyurdu. Genelkurmay Başkanlığı ise haberin asılsız olduğunu web sayfası üzerinden duyurmuştur. 4 Ocak 2013’te CHP Aydın Milletvekili Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bir soru önergesi sunmuş, Suriye’de yakalandığı iddia edilen biri yüzbaşı, üçü teğmen ve biri astsubay olan on Türk askerinin ismini vermiştir.

Gaziantep’te bağ evinde patlama: 24 Ocak 2013’te, Suriyeli muhalif bir grubun Gaziantep’te bulunan bir bağ evinde bomba imal ederken patlama olmuş, patlamada 3 Suriyeli muhalif yaralanmıştır.

Cilvegözü Sınır Kapısı Saldırısı: 12 Şubat 2013’te Özgür Suriye Ordusu kontrolündeki Türkiye-Suriye sınırında bulunan Cilvegözü Sınır Kapısı’nda gerçekleştirilen bombalı araç saldırısında, dördü Türk vatandaşı olmak üzere 14 kişi ölmüş, 30 kişi yaralanmıştır. Olay ardından Suriye Hükümeti yetkilileri, bölgenin kontrolünün Milli Orduya’ya ait olduğunu işaret ederek saldırıdan muhalifleri sorumlu tutmuş, muhalif Suriye Ulusal Konseyi Başkanı George Sabra ise saldırının Suriye Hükümeti’nce yapıldığını iddia etmiştir.Olaydan bir ay sonra saldırı ile ilgisi olduğu düşünülen 8 kişi gözaltına alınmış, gözaltına alınanlar arasında 4’ü Suriye vatandaşı, biri Türk vatandaşı olmak üzere 5 kişi adliyeye sevk edilmiştir. İçişleri Bakanı Muammer Güler, zanlıların Suriye istihbaratı ve ordusu ile bağlantılarının olduğunu iddia etmiştir.

Reyhanlı’daki patlamalar: 11 Mayıs 2013’te, Reyhanlı’da belediye önünde iki bomba yüklü araç patladı. Hayatını kaybedenlerin sayısı 52 ve yarananların sayısı 100’dür. Saldırgan veya saldırganların kim olduğu bilinmiyor.

Suriye’ye ait helikopterin düşürülmesi: 16 Eylül 2013’te, Suriye’ye ait Mil Mi-17 helikopter sınır ihlali yaptığı gerekçesiyle Türk savaş uçakları tarafından düşürüldü.

Suriye uçağının düşürülmesi: 23 Mart 2014’te Hatay Valisi Mehmet Celalettin Lekesiz; hava sahası ihlali sebebiyle TSK kuvvetlerince düşürülen Suriye’ye ait MIG-23 tipi uçağın, Hatay’ın Yayladağı ilçesi, Keseb kasabasının batısına düştüğünü açıkladı.

Olayın ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Suriye uçağı saat 12.15 civarı sınırımızı ihlal etti. F-16’larımız kalktı, bu uçağı vurdu. Başta Genelkurmay Başkanım olmak üzere Silahlı Kuvvetlerimizi, o şerefli pilotlarımızı, hava kuvvetlerimizi tebrik ediyorum.” şeklinde açıklama yaptı.

Doğan Haber Ajansı, uçağın pilotunun paraşütle uçaktan ayrıldığını ancak yerinin tespit edilemediğini söyledi.

2017 Nisan Türk Irak ve Suriye hava saldırıları: 25 Nisan 2017 sabahında, Türk Hava Kuvvetleri’nin Suriye ve Irak’taki PKK ve YPG hedeflerini bombaladı.

Saat 02.00 sularında Türk Hava Kuvvetleri uçakları Qarachok Dağı’ndaki YPG radyo istasyonu ve askeri üssünü bombalamaya başladı. Bu hava saldırısı sonucunda 12 YPJ militanı ve 8 YPG militanı öldü ve 20 militan yaralandı.

Fırat Kalkanı Harekâtı

Türk Silahlı Kuvvetleri ve TSK tarafından eğitilmiş Milli Ordu grupları tarafından yapılmış ve başarı ile sona eren operasyon. Operasyonun amacı Türkiye’nin kendi varlığına tehdit olarak gördüğü ve terör örgütü olarak tanımladığı grupları bölgeden uzaklaştırmak, sınır hattının ve bölgedeki halkın güvenliği sağlamak ve kontrol altına almakve göç sorununu yok etmek için 5 bin km² alanda IŞİD, YPG ve Suriye Silahlı Kuvvetleri güçlerinden sivillerin güvenliği dolayısıyla tamamen temizlenmesi hedeflenen Güvenli Bölge oluşturmak olduğu bildirildi. Harekâtın bir diğer amacının ise PYD’nin bölgede kantonları birleştirerek otonom bir yapı kurma hedefini bitirmek olarak açıklanmıştır.  Türk Silahlı Kuvvetleri operasyonda IŞİD ve YPG mevzilerinin yoğun ateş ile hava ve kara unsurlarınca vurulduğunu duyurmuştur. 29 Mart 2017 günü 12. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde toplanan MGK toplantısı sonucu harekatın başarıyla tamamlandığı ilan edildi.

Zeytin Dalı Harekâtı

Zeytin Dalı Harekâtı,  veya Afrin Harekâtı, 20 Ocak 2018’de Türk Silahlı Kuvvetleri ve Milli Ordu tarafından Suriye’nin Halep ilinin Afrin ilçesi ile Azez ilçesine bağlı Tel Rıf’at kentine yönelik başlattığı askerî harekâttır. Türkiye, harekâtın amacının ülkenin varlığına tehdit olarak gördüğü ve terör örgütü olan PKK, KCK, PYD-YPG ve IŞİD bölgeden uzaklaştırmak, sınır hattının ve bölgedeki halkın güvenliğini sağlamak ve kontrol altına almak olduğunu bildirdi. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Afrin’e yönelik harekât sonrasındaki hedefin Menbiç olduğunu açıkladı.

26 Mart 2018’e kadar Bülbül, Cinderes, Mabatlı, Raco, Şeran ve Şeyh Hadid belde merkezleri ile 282 köy, 6 köy altı yerleşim, stratejik 23 dağ veya tepe, 1 baraj, 1 havaalanı ve 1 üssün de dahil olduğu 50 stratejik nokta; toplam 332 bölge Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türkiye destekli Milli Ordu tarafından kontrol altına alındı. 18 Mart’ta Afrin kent merkezi, 24 Mart 2018’de ise Afrin ilçesinin tamamının ele geçirilmesi ile harekât, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türkiye destekli Milli Ordu’nun askerî zaferi ile sonuçlandı.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi verilerine göre harekât boyunca 1584 YPG/PYD, 91 Suriye Silahlı Kuvvetleri mensubu asker, 604 Milli Ordu üyesi ve 85 Türk Silahlı Kuvvetleri personeli hayatını kaybetti. Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından yapılan basın açıklamalarında; 4.608 PKK/YPG/PYD ve IŞİD mensubunun etkisiz hale getirildiği, 320 ÖSO üyesi ile 54 TSK askeri hayatını kaybettiği ve 236 askerin ise yaralandığı açıklandı. SDG kaynakları ile PKK’nın yayın organlarına göre ise; 1648’den fazla ÖSO ve Türk Silahlı Kuvvetleri personeli hayatını kaybetti, 820 SDG üyesi ve 62 Suriye Silahlı Kuvvetlerine mensup asker yaşamını yitirdi.

Barış Pınarı Harekatı

9 Ekim 2019 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri ve Milli Ordu grupları tarafından Suriye’nin kuzeyinde tek taraflı özerklik ilan eden Rojava’daki terörist YPG/PKK’ya karşı Türkiye’nin başlattığı sınır ötesi askerî harekâttır.

Operasyonun amacı, ABD ve Fransa gibi birçok Avrupa ülkesinin desteklediği PKK/YPG/PYD işgal ettiği toprakların Fırat’ın doğusunda olan bölümünde 30 kilometre derinliğinde bir güvenli bölge oluşturularak 3,6 milyon civarındaki Suriyeli sığınmacının bu bölgeye yerleştirilmesi olarak açıklanmıştır.

Harekâtın başladığını ilan eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, operasyonun “PKK/YPG ve DEAŞ terör örgütlerine karşı” başlatıldığını açıkladı ve amacının “Türkiye’nin güney sınırında oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu yok etmek ve bölgeye barış ve huzuru getirmek” olduğunu bildirdi.

Harekât uluslararası alanda genel olarak kınandı. Suriye Dışişleri Bakan yardımcısı Faysal Mikdad  yabancı bir gücün Suriye topraklarını işgalini de şiddetle kınadıklarını bildirdi. Ardından Suriye hükûmeti, Rusya’nın arabuluculuğu ile SDG ile anlaştı ve Suriye Silahlı Kuvvetleri Suriye-Türkiye sınırına ve SDG’nin kontrolündeki bazı kentlere konuşlandırıldı. Başta ABD olmak üzere Almanya, Fransa kınamakla kalmamış açıkça ambargo uygulamakla tehdit etmiştir.

Operasyonun Uluslararası Hukukta Yeri

Türkiye Savunma Bakanı Hulusi Akar yaptığı açıklamada harekatın “Türkiye’nin uluslararası hukuktan kaynaklanan hakları, BM Güvenlik Konseyi’nin terörle mücadeleye yönelik kararları ile Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin 51. maddesinde yer alan meşru müdafaa hakkı” çerçevesinde yapıldığını söyledi.

Daha önce ABD 11 Eylül Saldırıları sonucu bu maddeyi öne sürerek 12 bin kilometreden gelip Afganistan’a girmişti.

Operasyon

Harekâta yönelik hazırlıklar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ABD Başkanı Donald Trump’la Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) sahip olduğu bölgelere karşı askerî operasyon planı hakkında 6 Ekim 2019 tarihinde yaptıkları telefon görüşmesinden sonra, ABD kuvvetlerinin Türkiye’nin Fırat nehrinin doğusunda yer alan sınırlarındaki konumlarından çekilmesiyle birlikte başladı. ABD hükümeti, Türkiye’nin düzenlediği operasyonu desteklemediğini söylese de, Beyaz Saray 6 Ekim 2019’da müdahaleye karışmayacağını ve bölgedeki tüm ABD personelinin olası bir ABD-Türkiye arasındaki gerginliği önlemek için çekileceğini açıkladı.

ABD kaynakları, ABD savaş uçakları ve İHA’larının ABD’nin sahadaki kuvvetlerini koruma amacıyla bölgede kalmaya devam edeceğini, ancak Türk Hava Kuvvetleri uçaklarına karşı koymayacaklarını açıkladı.

8 Ekim

TSK, SDG’ye gönderildiğini iddia ettiği, Irak’tan Suriye’ye giden bir silahlı araç konvoyunu bombaladığını bildirdi. Aynı gün Rusya Özel Kuvvetleri, Deyrizor’dan Suriye Silahlı Kuvvetleri ve SDG tarafından tutulan alanlar arasında Fırat nehri üzerinde geçiş yaptı.SDG, Suriye Silahlı Kuvvetleri’nin Menbiç şehrine girmeye hazır olduğunu açıklarken, Suriye hükümeti, TSK’nın şehre girmesini engellemek için Menbic yakınlarına Suriye ordusunun konumlandırıldığını bildirdi. Aynı gün, TSK Rasüleyn’i bombaladı ve belirlediği hedeflere makineli tüfeklerle ateş açtı.

9 Ekim

Operasyon 9 Ekim 2019 günüTürk Hava Kuvvetleri’ne bağlı uçakların hava saldırıları ve Suriye Demokratik Güçleri’nin hakimiyetinde bulunan Tel Abyad, Rasüleyn, Ain Issa ve Kamışlı bölgelerini hedef alan top atışlarıyla başladı.

Gün içerisinde Suriye’den Nusaybin’e altı roket fırlatıldı. Saldırıda üç sivil öldü. Rasüleyn’de SDG kontrolü altındaki bir bölgeden Ceylanpınar’a 2 havan mermisi atıldı. Şanlıurfa’nın Akçakale, Birecik ve Ceylanpınar ilçeleri ile Mardin’in Nusaybin ilçesindeki bazı noktalara yapılan saldırılarda üç kişi hayatını kaybetti, 46 kişi de yaralandı. Türk kaynakları söz konusu saldırıların “PKK/YPG” tarafından yapıldığını söylemektedir.

Sınır ötesi bombardımanına cevaben SDG, Türkiye’nin sivilleri hedef aldığını iddia etti ve Amerika Birleşik Devletleri’ni Suriye’nin kuzeyi üzerinde uçuşa yasak bölge kurmaya çağırdı. SDG ayrıca, operasyonun başlamasına cevaben IŞİD karşıtı operasyonları durduracaklarını açıkladı.  SDG, IŞİD mensuplarının tutulduğu El-Chirkin cezaevi duvarlarının TSK’ya bağlı uçaklarla vurulduğunu belirtti ve bunun “cezaevindeki IŞİD mensuplarının kaçmasına yönelik bir teşebbüs olduğunu” iddia etti.

Günün sonunda Türk Silahlı Kuvvetleri, operasyonun yer aşamasının Tel Abyad da dahil olmak üzere üç noktadan başladığını duyurdu.

10 Ekim

10 Ekim 2019 sabahı şafaktan önce, Türk Silahlı Kuvvetleri resmen Suriye Demokratik Güçleri’ne saldırıya başladı; ayrıca kuzey Suriye’de 181 hedefi vurduklarını ve Türkiye tarafından desteklenen 14.000 Suriyelinin de saldırılarda yer aldıkları bildirildi. Günün ilerleyen saatlerinde Suriye Demokratik Güçleri ile El-Bab yakınlarında Türkiye destekli Özgür Suriye Ordusu arasında çatışma çıktığı bildirildi. Türkiye destekli Özgür Suriye Ordusu, Tel Abyad bölgesinde ilerleyerek Tabatin ve El-Muşrifah köylerini ele geçirdi. Akşam saatlerinde Türk Silahlı Kuvvetleri 11 köyün kontrol altına alındığını açıkladı.

Türkiye’deki medyada çıkan haberlere göre, operasyonun ikinci gününde SDG’nin Türkiye’ye yönelik havan ve roket atışları sonucunda toplam 7 sivil hayatını kaybetti ve 85 sivil yaralandı. TSK’nın bombardımanının ardından kentlerden 70.000 civarında kişi göç etti.

11 Ekim

Kamışlı’dan açılan ateş sonucunda Nusaybin’de çekim yapan iki Anadolu Ajansı muhabiri yaralandı. Olay, Türkiye’deki televizyon kanallarında canlı olarak yayınlandı. SDG Sözcüsü Kino Gabriyel ise bir açıklama yaparak Nusaybin ve diğer merkezleri hedef aldıkları yönündeki iddiaları reddetti. Suruç’ta iki sivil, SDG’nin açtığı havan topu ateşiyle öldü, Türkiye’de 9 kişi hayatını kaybetti. TSK, Suruç’a açılan ateşe karşılık olarak sınırın karşısındaki Ayn el-Arab’a top atışı yaptı.

Milli Ordu, Tel Abyad’ın güneydoğusunda bulunan Halawa köyünü ele geçirdiğini duyurdu. TSK ve Milli Ordu, daha sonra Tell Halaf’ın ele geçirildiğini açıkladı ve köyün içinden bir video yayınladı. Kamışlı’da, IŞİD’in bomba yüklü araçla düzenlediği saldırıda 5 sivil hayatını kaybetti. TSK bombardımanı sonucu bir hapishane zarar gördü ve daha önce SDG nezaretinde gözaltında tutulan beş IŞİD üyesi kaçtı.

Türkiye Milli Savunma Bakanlığı ikisi Suriye’nin Türkiye kontrolünde, Zeytin Dalı Harekatı alanındaki bir üste YPG’nin havan saldırısı sonucu olmak üzere üç Türk askerinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Ceyş-ul İslam, TSK ve Milli Ordu’ya destek için Afrin ve Kuzey Halep’teki bölgelerdeki kamplarından saldırılara katılacağını açıkladı.

Newsweek, bir Iraklı Kürt haber alma yetkilisi ve bir üst düzey Pentagon yetkilisinin verdiği bilgiye dayanarak Kobani’de Miştenur tepesinde yer alan ABD Özel Kuvvetleri’ne bağlı bölükten küçük bir askeri birliğe ait gözetleme noktasının TSK’ya bağlı topçular tarafından ağır bombardımana tutulduğunu, ABD birliğinin misilleme yapmayarak bombardıman sona erdikten sonra zayiat vermeden geri çekildiği yalanlarını ortaya attı. Türkiye Savunma Bakanlığı ise ABD üssünün hedeflendiği iddialarını reddederek, ABD gözlem noktasının yaklaşık 1000 metre güneybatısındaki tepelerden sınır karakollarına doğru yapılan havan ve ağır makineli tüfek tacizlerine karşı ateş açıldığını, ABD gözlem noktasına herhangi bir atış yapılmadığını belirtti ve olayın, YPG’nin ABD üssüne yakın bir yerden Türkiye’ye saldırması ve Türkiye’nin karşılık vermesi üzerine gerçekleştiğini ifade etti.

12 Ekim

TSK ve Milli Ordu, Suriye topraklarının 32 km içinde yer alan M4 otoyoluna ulaştığını ve Menbic ile Kamışlı arasındaki ikmal hattını etkin bir şekilde kestiğini açıkladı. SUO ayrıca Rakka’nın doğusunda M4 otoyoluna yakın 18 köyü ele geçirdiklerini belirtti. 

Akçakale’de gazetecilerin kaldığı bir otelin yakınlarına SDG tarafından 2 havan mermisi atıldı. Türkiye İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, operasyonun başlamasından bu yana SDG tarafından Mardin’e yaklaşık 300’e yakın havan mermisi atıldığını açıkladı.

Yerel saatle 12:00 civarında TSK ve Milli Ordu, Rasüleyn’i ele geçirdiklerini açıkladı.

13 Ekim

Türkiye ve desteklediği grupların Kuzey Suriye’deki harekâtı devam etti. Halab Today TV haber portalı, TSK’ya bağlı topçuların, Tel Abyad yakınlarındaki bölgelere ateş açtığını, Milli Ordu mensuplarının köylere girdiğini ve 17 köyü ele geçirdiğini bildirdi. TSK ve SUO, sabahın erken saatlerinde Tel Abyad İlçesi’ne bağlı Suluk kasabasını ele geçirdiklerini duyurdu. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Türkiye ve desteklediği kuvvetleri Suluk’un büyük bir kısmını ele geçirdiğini ve kasabada tam kontrolü sağlamak için girişimlerde bulunduğunu doğruladı.

TSK ve Milli Ordu öğleden sonra Tel Abyad’ın merkezini ele geçirdiklerini açıkladı. SOHR’a verdiği bilgiye göre TSK ve Milli Ordu M4 otoyoluna erişimi kesti.

Milli Ordu’nun Ayn İsa kasabasındaki ilerlemesi sonucunda SDG, IŞİD’e bağlı 785 kişinin, TSK ve Milli Ordu saldırılarının etkisiyle bölgedeki bir gözaltı kampından kaçtığını bildirdi. Washington Post, ABD birliklerinin Ayn İsa kasabasını tahliye ettiğini bildirdi. Güç içerisinde yerel saatle 15.00 civarında ABD askeri birlikleri Ayn el-Arap’taki gözlem noktasını da boşaltarak çekildiler.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, operasyonun başlamasından bu yana Türkiye’ye 652 havan mermisi ve roket atıldığını, bunun sonucunda sınır bölgelerinde 18 sivilin öldüğünü ve 147’sinin yaralandığını söyledi.

Suriye Silahlı Kuvvetleri’nin dahil oluşu

13 Ekim’de Suriye Silahlı Kuvvetleri’nin SDG ile anlaştığı ve bu anlaşma kapsamında Suriye ordusunun Menbic ve Kobani’ye gireceği ifade edildi. Buna göre; Suriye hükûmetinin Fırat Bölgesi Başkan Yardımcısı Mohammed Shaheen, SDG ile anlaşan Suriye ordusunun 13 Ekim’de Kobani bölgesine girmeye hazırlandığını duyururken, Kobani’deki SDG yetkilisi de Suriye hükümetiyle birkaç saat içinde Kobani’ye girmek için bir anlaşma yaptıklarını söyledi. Demokratik Toplum Hareketi Yürütme Kurulu Üyesi Aldar Xelîl sınırlarını korumaları için kendilerinin hükumet güçlerini çağırdıklarını, ancak anlaşma için ise Rusya’nın kendilerini çağırdığını ifade etti. Rusya’nın Suriye özel temsilcisi Aleksander Lavrentiev, Rusya’nın Suriye hükûmeti ve SDG arasında anlaşmanın Hmeymim Hava Üssü’nde yapıldığını bildirdi ve arabulucu olduklarını doğruladı. Anlaşmadan kısa süre sonra, Suriye’nin resmi devlet ajansı SANA, Suriye Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı birliklerin, “Türk saldırganlığıyla karşı koymak” olarak yayınladığı bildiriyle ülkenin kuzeyine konuşlandırılmaya başladığını duyurdu. Anlaşmayla birlikte Suriye ordusu 5 yıl sonra Rakka’ya girdi ve şehirde gözlem noktaları oluşturdu.

14 Ekim

Rusya Silahlı Kuvvetleri ve Suriye ordusuna bağlı birlikler Menbic Askeri Konseyi ve Fırat Kalkanı Harekâtı sonrası bölgeye yerleştirilen gruplar tarafından kontrol edilen bölgeler arasında, Suriye-Türkiye sınırına konuşlandığı bildirildi. Ek olarak, SOHR, bölgedeki ABD kuvvetlerinin bölgedeki konuşlanmaları engellemeye çalıştığını bildirdi.

Suriye ordusuna bağlı birlikler Rakka’ya bağlı Tabka, Ayn İsa; Haseke’ye bağlı Tel Tamer kasabalarına ve Suriye-Türkiye sınırına 6 km yakın bir yerde konuşlandığı bildirildi.

ABD Başkanı Trump, tüm ABD personelinin El-Tanf üssünde olanlar hariç Suriye’den çekileceğini açıkladı.

Resülayn’da sivilleri ve gazetecileri taşıyan bir konvoya karşı Türk Hava Kuvvetleri’ne bağlı jetler tarafından saldırı yapıldığını, olayda 11 kişinin hayatını kaybettiğini, 74 kişinin de yaralandığı bildirildi.

15 Ekim

SDG’nin havan saldırısı sonucu Kızıltepe’de 2 sivil öldü, 12 kişi yaralandı.

Erdoğan, “Batıdan doğuya 444km, kuzeyden güneye 32km genişliğinde, ülkemizdeki mültecilerin geri döneceği güvenli bir alanın kurulduğunu ilan ediyoruz” dedi ve operasyonun başlamasından bu yana TSK ve Milli Ordu tarafından toplam 1.000 kilometrekarelik alanın ele geçirildiğini söyledi.

Suriye ordusu, Menbic’in tamamında kontrol sağladı. ABD birlikleri Suriye ordusunun Ayn el-Arab’a girmesini engelledi ve konvoy Menbic’e geri döndü. ABD birlikleri Menbic’in kuzeybatısında yer alan Dadat ile Um-Mial yerleşimlerinde bulunan üslerini terk etti. SANA, Suriye ordusunun kuvvetleri El-Tevbe’ye de girdiğini bildirdi. Rusya Savunma Bakanlığı, Rusya askeri polisinin Suriye ve TSK arasında hatta devriye gezdiğini açıkladı.

Sonuç

Son 10 yılda Ön Asya (Orta Doğu) tarihe geçecek çok şey yaşandı. Batılı devletlerin Türkiye üzerindeki asırlardır süren planı sona ermiş değil. Sınırlarımızda var olacak olan bir terör devleti bizim için hem kısa vadede hem uzun vadede büyük bir tehdittir. Sadece Güneydoğu Anadolu değil tüm Doğu Anadolu’yu hatta İç Anadolu’yu dahi tehdit etmektedir.

Ayrıca Süriye’li Mültecilerin kendi vatanlarına güvenle dönebilecek olması operasyonun ne kadar önemli olduğunu vurgulamak için yeterlidir. Cumhurbaşkanı Erdoğan: ‘’kökü sağlam olan ağacı rüzgar deviremez. Gerekirse yedi düvele karşımıza alırız. Milletimizin haysiyetini yere düşürmeyiz.’’ Sözleriyle Türkiye’nin tüm yaptırım ve tepkilere rağmen geri adım atmayacağını yinelemiş ve operasyonun tam kararlılıkla sonuca ulaşana kadar devam edeceğini vurgulamış oldu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir