KUTALMIŞOĞLU SÜLEYMAN ŞAH KİMDİR?

Kutalmışoğlu Süleyman Şah, Anadolu’da kurduğu Türkiye Selçuklu Devleti ile tarihe damga vurmuş bir isimdir. Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun en güçlü ve en geniş sınırlara ulaştığı bir dönemde bunu başaran Süleyman Şah, Anadolu’nun Türkleşmesinde önemli bir  görev üstlenmiştir. Süleyman Şah’ın Anadolu’daki faaliyetleriyle birlikte Türkmen grupları, Anadolu’da daha rahat hareket etme imkanı bulmuştur. Bizans ile yaptığı mücadeleler kadar Büyük Selçuklu İmparatorluğu’na bağlı emir ve devletlerle de mücadele eden Süleyman Şah, Melihşah’ın kardeşi ve Suriye – Filistin Selçukluları Devleti’nin sultanı Tutuş ile giriştiği bir mücadelede maktul düşmüştür.  Anadolu’daki faaliyetleri o kadar da uzun olmayan Süleyman Şah’ın yaptıkları, kendisinden sonra gelen topluluk ve devletlerin kaderini etkilemiştir.

KUTALMIŞOĞULLARI SOYU

            Selçuklu Devleti’ne adını veren Selçuk Bey’in İsrail(Arslan), Mikail, Musa, Yusuf ve Yunus adlarında 5 çocuğu vardı. Süleyman Şah, Selçuklu Devleti’ne adını veren Selçuk Bey’in oğullarından Arslan Yabgu’nun torunu, Kutalmış’ın da oğludur.  Selçuk Bey, Cend şehrinde ölünce Selçukluların başına ailenin en büyüğü olarak Arslan Yabgu geçmiştir. Buna mukabil, Selçuklu toplulukları kendi içlerinde çeşitli isimlerle adlandırılmaktaydı. Selçuklu topluluklarından Tuğrul-Çağrı beylerin başını çektiği gruba, Selçuklular, Arslan Yabgu’nun başını çektiği gruba Yabgulular, Yusuf Yınal’ın başını çektiği gruba ise Yınallılar denilmekteydi. Arslan Yabgu önderliğindeki Selçuklu Türkleri, Maveraünnehr ve Türkistan’da Samaniler, Karahanlı ve Gazneliler devletlerinin arasındaki mücadelelerde taraflara verdikleri destekler ile varlıklarını sürdürüyorlardı.

Selçuklular Soy Ağacı

Zaman içinde Selçuklu Türklerinin  gücü önemli bir boyuta ulaşınca Arslan Yabgu’nun gücünden çekinen  Gazneli Sultanı Mahmut, zaman zaman savaştığı Arslan Yabgu’yu görüşmek için yanına çağırdı. Davete uyarak Sultan Mahmut’un yanına giden Arslan Yabgu, Sultan Mahmut tarafından yakalanarak Hindistan yakınlarında bulunan Kalincar Kalesi’ne 1025’te hapsedildi. 7 yıl burada hapis kalan Arslan Yabgu, 1032’de hapis iken öldü. Arslan Yabgu’nun Sultan Mahmut tarafından hapsedilmesi sonrasında Selçuklu Türklerinin başına ailenin büyüğü olarak Musa Yabgu geçti. Ancak, Musa Yabgu’nun sakin kişiliği ve yaşlı olması sebebiyle yönetim genellikle genç olan Tuğrul ve Çağrı’nın kontrolündeydi. Babası Arslan Yabgu’yu kurtarmak için mücadelelerde bulunmasına rağmen 1032’de Arslan Yabgu’nun ölmesi üzerine oğlu Kutalmış, Tuğrul Bey’in hizmetine girdi. 1040 yılında Gaznelilere karşı kazandıkları Dandanakan Savaşı sonrasında Büyük Selçuklu Devleti kuruldu ve Tuğrul Bey sultan oldu.

Kutalmış da bu dönemde Tuğrul Bey ile birlikte hareket etmeye devam etti. Tuğrul Bey, Kutalmış’ı İran bölgesinin fethi için görevlendirdi. 1061 yılına kadar Kutalmış’ın Tuğrul Bey’in hizmetinde faaliyetlerini sürdürdüğü görülmektedir. Kutalmış’ın Tuğru’a karşı bu zamana karşı bir sultanlık mücadelesine girmemesinde kendisini güçlü hissetmemesi etkili olmuştur. 1061 yılı itibariyle Kutalmış, Tuğrul Bey’e bağlı kalmayı bırakıp ona karşı isyan etmiştir. Damgan Bölgesi’nde Girdkuh Kalesi’ne sığınan Kutalmış, burayı isyanının hareket noktası yapmıştır. Bu isyan 1063 yılında Tuğrul Bey’in ölümüne kadar sürmüştür. Cihan Piyadeoğlu, Kutalmış’ın isyan etme nedenleri konusunda detaylı açıklamalarda bulunmuştur.

Kutalmış’ın babası Arslan Yabgu, devlet kurulmadan önce Selçuklu topluluklarının lideri durumundaydı. Arslan Yabgu’nun Sultan Mahmut’a esir düşmesi sonrasında ailenin liderliği Tuğrul- Çağrı beylere geçmiş ve bu durum Dandanakan Savaşı sonrasında da devam etmiştir. Tuğrul Bey’in batıya doğru genişlemesi sürecinde görev alan Kutalmış, büyük başarılar elde etmesine rağmen diğer hanedan mensupları gibi yönetebileceği bir hakimiyet bölgesine sahip olmamıştır. Zamanla, Kendisine ait bir hakimiyet bölgesine sahip olmaması Mikail b. Selçuk’un soyundan gelmemesine bağlamış ve bunu mesele haline getirmiştir. Tuğrul Bey, sultan olarak bütün devleti, Alp Arslan melik olarak Horasan’ı yönetiyordu. Çağrı’nın büyük oğlu Kavurd, Kirman’a hakimdi. Selçuklu hanedanı mensubu ve Selçuklu topluluklarına liderlik yapmış birinin oğlu olarak Kutalmış ise Tuğrul Bey’in emirlerini yerine getirmekle meşguldü. Hükümdar olmaması için hiçbir sebep yoktu. Buna rağmen iktidarı ele geçirmeyi sağlayacak güce sahip değildi.

Piyadeoğlu, Alp Arslan: Fethin Babası, s.-55-56

Sultan Tuğrul, 1059 yılında kardeşi Çağrı Bey’in ölümü üzerine onun eşiyle evlenmiş ve eşinin etkisiyle Çağrı Bey’in oğlu Süleyman’ı veliaht ilan etmiştir. 1063 yılında Tuğrul Bey’in ölümü üzerine Selçuklu Devleti’nde büyük bir taht kavgası başlamıştır. Tuğrul Bey’in veliaht ilan ettiği Süleyman ile uzunca bir süredir Horasan bölgesini yöneten ve sultanlık için hazırlanan Alp Arslan ve Tuğrul Bey’in sağlığında Girdkuh Kalesi’nde isyan eden Kutalmış sultanlık için harekete geçmiştir. Tuğrul Bey’in ölüm haberini alan Kutalmış, kaleden çıkarak asker toplamak için Türkmenlerin bulunduğu bölgelere gitmiştir. Süleyman’ın kısa süreli bir mücadeleden sonra sultanlık yarışından vazgeçmesiyle birlikte iki güçlü sultan adayı Alp Arslan ile Kutalmış, Damgan Bölgesi’nde karşı karşıya geldi.

Kutalmış, astronomiye inanan biriydi.  Astronomiye göre, o gün talihinin kapalı olduğunu gören Kutalmış, Alp Arslan ile o gün savaşmaktan kaçınmaya başladı.  Kutalmış’ın astronomiye olan ilgisini bilen Alp Arslan onu savaşa zorlamaya başladı. Kutalmış ise Alp Arslan ile arasındaki Milh Vadisi’ne su basarak vadiyi bataklık hale getirdik. Kutalmış, arazinin bataklık olması sebebiyle Alp Arslan’ın araziyi geçip üzerine gelemeyeceğini düşünüyordu. Ancak Alp Arslan,  bu işi bitirmek için atını bataklığa sürdü. Alp Arslan’ın atını bataklığa sürdüğünü gören askerleri de peşinden bataklığa girdi. Yapılan savaşta Kutalmış yenildi. Ordusundan çok sayıda asker ve kardeşleri ile çocukları esir edildi. Kutalmış ise bir iddiaya göre atının tökezlemesi sonucu atından düşerek bir rivayete göre ise savaş esnasında aldığı yaraların etkisiyle sığındığı bir ağılda öldü. Cenazesi Rey Şehri’nde Tuğrul Bey’in yanına defnedildi. 

Alp Arslan, yenilgiye uğrattığı Kutalmış’ın esir ettiği çocukları ve kardeşini öldürmek istiyordu. Ancak, hanedan mensubu kişilerin öldürülmesinin uğursuzluk getireceğini söyleyen Nizamülmülk buna engel oldu. Ancak Alp Arslan, Kutalmışoğullarının ülke içinde kalmasının sakıncalı olacağını düşünüyordu. Nizamülmülk’ün önerisi üzerine her türlü hanedan ve emirlik unvanları kaldırılan Kutalmışoğulları Anadolu’ya Urfa- Birecik dolaylarına sürüldü. Kutalmış’ı bertaraf eden Alp Arslan, 1064 tarihinde sultan olarak Büyük Selçuklu Devleti tahtına oturdu.

KUTALMIŞOĞULLARI ANADOLU FAALİYETLERİ

Kaynaklarda, Sultan Alp Arslan’ın tahta çıktığı 1064 ile öldüğü 1072 tarihleri arasında Kutalmışoğullarının adına pek rastlanmaz. Kimi kaynaklar Kutalmışoğullarının, Alp Arslan’ın ölümüne kadar yanında tuttuğunu kimi kaynaklar ise 1064 yılı itibariyle Anadolu’ya sürgüne gönderdiğini belirtir. Kutalmışoğullarının tekrardan tarih sahnesine çıkışı 1072 yılında Alp Arslan’ın ölümüyle oluştur. Kimi kaynaklar Kutalmışoğullarının, sultanın ölümüyle ortaya çıkan olaylarda kendilerinin serbest kaldığını yazarken kimi kaynaklar ise sultan adayı olan Melihşah’ın bizzat kendisi tarafından bırakıldıkları ifade etmiştir. 

Urfa- Birecik dolaylarında sönük bir şekilde yaşamlarını sürdüren Kutalmışoğulları,  Artuk Bey adlı bir Selçuklu komutanı tarafından kontrol altında tutuluyordu. Melikşah’ın sultanlık mücadelesinde Artuk Bey’e duyulan ihtiyaç sebebiyle geri çağrıldı. Artuk Bey’in geri çağrılması Kutalmışoğullarının daha rahat hareket etmesine imkan verdi.  Anadolu’daki Türkmen gruplar Kutalmışoğulları etrafında toplanmaya başladı.

Suriye bölgesinde Selçuklular adına faaliyetlerde bulunan Şöklü ve Atsız adlı iki komutan bir süre sonra birbirlerini hâkimiyet altına alma mücadelesine girişti. Atsız karşısında bir başarı elde edemeyeceğini anlayan Şöklü, Anadolu’ya çekilerek Kutalmışoğullarından yardım istedi. Kutalmışoğlu Alp İlig ile Devlet(Dolat), Şöklü’ye yardım etmek için Suriye’ye geçti. Taberiye’de yapılan savaşta Atsız, Şöklü’yü öldürürken Kutalmışoğlu Alp İlig ile Devlet’i esir ederek sultan Melikşah’a gönderdi.

Kardeşi Alp İlig ve Devlet’in esir edilmesi üzerine Süleyman Şah, Suriye bölgesindeki Selçuklulara tabi topluluklarla baş edemeyeceğini anlayınca Anadolu içlerine yöneldi.  Bizans elinden Konya’yı aldı. Herhangi bir direnişle karşılaşmayan Kutalmışoğlu Süleyman Şah, Konya ile İznik arasındaki toprakların sahibi oldu. Türkiye Selçuklu Devleti’nin ne zaman kurulduğunu konusunda farklı tarihler ortaya konulmaktadır. Osman Turan, Süleyman Şah’ın 1075 yılında İznik’i ele geçirdiğini, isyan ederek İmparatorluk için mücadeleye girişen Botaniates’in elçilerini 1078’de İznik’te kabul ettiğini 1081 yılı itibariyle de Anadolu’da hâkimiyetini pekiştirdiğini söyler.

Kutalmışoğlu Süleyman Şah’ın Tarsus’taki Heykeli

Süleyman Şah, Bizans’taki karışıklıklardan faydalanarak topraklarını Bizans yönüne sürekli genişletirken Bizans İmparatoru Aleksios Komnenos ile yaptığı anlaşmayla Bizans sınırını güvenli hale getirdikten sonra Anadolu’ya yöneldi. 1082 yılında Tarsus’u, 1083 yılında Adana bölgesini 1085 yılında ise Antakya’yı ele geçirdi. Süleyman Şah’ın Antakya’yı ele geçirip Halep kapılarına dayanması hem Halep Hakimi Müslim’i hem de Melikşah’a bağlı olarak Suriye bölgesini yöneten Tutuş’u rahatsız etti.  Halep yakınlarında 1086 yılında tarafların arasında meydana gelen savaşta Süleyman Şah öldü.

Selçuklu tarihçilerinin üzerinde hem fikir olduğu nokta Bizans ile yaptığı anlaşma sonrasında Anadolu’ya yönelen Süleyman Şah’ın Anadolu ve Suriye bölgesinde güçlenerek Melikşah’ın karşısına çıkmak istediğidir.   Ancak bu istek Tutuş ile girişilen savaşta son bulmuştur. Süleyman Şah sonrasında bir süre Ebul Kasım adlı veziri tarafından yönetilen devletin başına geçen oğlu Kılıç Arslan,  babasının yolundan gitmiştir. Süleyman Şah’ın Anadolu’da kurduğu devlet,  Haçlı Seferleri sırsında Anadolu’nun ve İslam Dünyasının korunmasında önemli görevler üstlenmiştir.

KAYNAKÇA

1- Turan, Osman, Selçuklular Zamanında Türkiye, İstanbul:2017: Ötüken Yayınları.

2-Turan, Osman, Selçuklu Tarihi ve Türk – İslam Medeniyeti, İstanbul, 2017, Ötüken Yayınları

3-Köymen, Mehmet Altay, Selçuklular Devri Türk Tarihi, Ankara, 2017, TTK Yayınları

4- Kafesoğlu, İbrahim, Sultan Melihşah Devri Büyük Selçuklu İmparatorluğu, İstanbul, 2019, Ötüken Yayınları.

5-Merçil, Erdoğan, Büyük Selçuklu Devleti, İstanbul, 2017, Bilge Kültür Sanat Yayınları.

6-Turan, Osman, Selçuklular ve İslamiyet, İstanbul, 2018, Ötüken Yayınları.

7- Köymen, Mehmet Altay, Büyük Selçuklu İmparatorluğu Tarihi I.Cilt Kuruluş Devri, Ankara, 2016 TTK Yayınları.

8- Köymen, Mehmet Altay, Büyük Selçuklu İmparatorluğu Tarihi III. Cilt Alp Arslan ve Zamanı, Ankara, 2016, TTK Yayınları.

9- Piyadeoğlu, Cihan, Sultan Alp Arslan Fethin Babası, İstanbul, 2017, Kronik Yayınları.

10- Sevim, Ali, Anadolu Fatihi Kutalmışoğlu Süleyman Şah, Ankara, 2018, TTK Yayınları.

11-Kesik, Muharrem, Kutalmış’ın Büyük Selçuklu Tahtını Ele Geçirme Gayretleri, Türk Kültürü Dergisi, sayı:454, 2001(97-105)

12- Ayönü, Yusuf, Selçuklular ve Bizans, Ankara, 2018, TTK Yayınları.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir