OTORİTE VE WEBER’İN OTORİTE SINIFLANDIRMASI

“Otorite Nedir? Otoritesizlik Nedir? Bu iki kavram nelere sebebiyet veriyor? ”

 Otorite sözlük anlamıyla “Yaptırma, yasak etme, emretme, itaat ettirme hakkı veya gücü, yetke, sulta, velayet, siyasi veya idari güç, çalışmalarıyla kendini kabul ettirmiş, başarılı kimse” anlamlarına gelir. Aslında biz bunu bir kalıba sokmak istersek şöyle diyebiliriz” Otorite veya yetke, herhangi bir konuda bir şeyin yeterliliğine herkesi inandırarak bir kişinin kendine sağladığı itaat ve güven; hâkimiyet ve emretme kudreti; yaptırım koyma ve kullanma gücüdür, meşrulaştırılmış ve kurumsallaşmış iktidardır.”

Otorite topluluğun inancına, otoriteyi elinde bulunduran kişinin karakterine bilgisine, düşünce yapısına veya mevcut bulunan yasalara göre şekil alır. Otoriteler sahip oldukları bilgi, inanç ya da kanunlar sayesinde kendilerini ve yaptıklarını bulundukları topluma kabul ettirirler. Otoritelerde itaat her şeyin başında gelir, bulundukları toplumdaki bireyler eğer ki varlıklarını kabul ettirebiliyorsa ve bağlılıklarını gösteriyorlarsa varlıklarını ancak bu şekilde idame ettirirler.

Otoriteler aslında bizim ne yapacağımızı, nasıl yaşamak istediğimizi, nasıl düşüneceğimizi yok sayar çünkü kendine göre herkes ayrı bir baş çekerse toplumda kargaşa ve kaos ortamı oluşur bu yüzden esas olan kendisinin ne düşündüğü, ne yapmak istediği ve nasıl yaşamamız gerektiğini belirlemek istemesidir. Yani kendi çıkar ve istekleri doğrultusunda hareket eder. Ve hayatın her alanında da bunu bize yansıtır. Kısıtlanmak her ne kadar insan yapısına ters gibi dursa da bunun olmaması büyük felaketlere yol açabilir. Zekeriya Erdem bir makalesinde otoritesizlikten şöyle bahseder.

 ‘’Kanunun, kuralın, disiplinin, otoritenin olmadığı yerde; kriz, anarşi, bunalım var demektir. Bu halin devam etmesi; herkes için ve her şey için, yok oluşa doğru giden bir felakettir. Kişilerin ve kurumların, ülkelerin ve toplumların, disiplin ve otoritenin olmadığı bir ortamı tercih etmeleri; topyekûn intihar yoluna gitmeleri demektir. Otoritesizlik, sağlık sistemindeki “tedavisizlik” gibidir.’’

 Otoritersizliğin getirdiği felaketlere karşı abartılı otoriteninde çok güzel şeyler getirmediğini söyleyebiliriz. Aşırı otorite sahiplerinin de nelere yol açtığını çok acı bir şekilde gözlemlemekteyiz. Bunun birçok örneğini günümüz coğrafyasında görebilmekteyiz. Ama bir şeyin sadece birkaç tane hatası yüzünden onu büsbütün kötü gösteremeyiz ve bu sebep ile otoritenin varlığının insanlık tarihi açısında bir zaruret kesbettiği kanısına varabiliriz. Bu kanı ile birlikte otoriteyi daha ayrıntılı inceleyebiliriz.

   Max Weber’e göre otorite; Geleneksel Otorite, Karizmatik Otorite, Yasal Otorite olarak üçe ayrılır. İlk olarak Karizmatik otoriteden başlayalım. Karizmatik Otorite geçerliliğini liderin kişisel özelliklerinden almaktadır. Weber’e göre karizma; “bireyin kişiliğinin niteliğinden dolayı sıradan insanlardan farklı ve olağandışı insanüstü veya en azından diğer insanlara göre ekstra güçlü veya nitelikleri olan kişi” olarak görülür. Bu demek oluyor ki karizmatik otorite gücünü lider olağanüstü özelliklerinden, yapmış olduğu kahramanlıklardan veya vahiy aldıklarına olan inançlarından dolayı toplumun itaat ettiği bir otorite çeşididir.

Otorite liderin sadece şahsi değerlendirmesi ile sınırlıdır. Bu yüzden yönetilenler ile yöneten arasında çatışmalar çıkacaktır. Liderin otoritesi yönettiği zümreden gelmediği için sürekli otorite kaybından korkacaktı ve devamlı kendini kanıtlama çabası içerisinde olacaktır. Bu yüzden asıl işi olan bulunduğu toplum yönetmek yerine daha farklı şekillerde kendini ispatlamaya çalışacaktır. Bu otorite biçimi bu sebep yüzünden çok istikrar getirmez. Çünkü herhangi birinin yapmış olduğu ufak bir olumlu şeyden tekrarlanmayacağı için otorite kabul etmek mantıklı değildir. Belki geçici bir süre için mantıklı olduğu düşünülebilir ama uzun vadeli düşünürsek eğer bunun büyük zararlar getireceği aşikârdır. Çünkü bireyin yapmış olduğu kahramanlıklar veya onu olağandışı yapan şeylerin bir daha tekrarlanma olasılığı düşük olduğundan dolayı bu otorite biçimi ileriye yönelik ışık vermez. Bu yüzden çağımıza uygun değildir.

Geleneksel Otorite, Karizmatik otorite gibi kişisel kurallar vardır. Ancak karizmatik otoriteden farkı şudur ki geleneksel otorite yaşanan sıkıntıların ve o anki coşkunluğu bir ürünü değildir. Geleneksel otorite daha çok geçmişe olan saygı ona bağlılık ile temellerini oluşturur. Bir şeyleri icra ederken gelenek ve göreneklere uygun olup olmadığına bakar ve daha çok inanç üzerine kuruludur. Geleneksel otorite bu yüzden daha çok dindarlığa dayalıdır. Karizmatik otorite gibi kişisel kurallar vardır. Ancak karizmatik otoriteden farkı şudur ki; geleneksel otorite yaşanan sıkıntıların ve o anki coşkunluğu bir ürünü değildir.

Geleneksel otorite daha çok geçmişe olan saygı ona bağlılık ile temellerini oluşturur. Bir şeyleri icra ederken gelenek ve göreneklere uygun olup olmadığına bakar ve daha çok inanç üzerine kuruludur. Geleneksel otorite bu yüzden daha çok dindarlığa dayalıdır. Weber geleneksel otoritenin dine dayalı olduğunu düşündüğü için rasyonel olabileceğine ihtimal vermemektedir. Daha çok rasyonel olma ya eğilimli olduğunu söylemiştir. Ve geleneksel otoritenin hükmü olan bir yerde liderin daha çok eğitimli tek açıdan bilgili liyakat sahibi olacağı düşünülmemektedir.

Lider sadece orada hak sahibi olduğunu düşündüğü için varlığını sürdürmektedir. Geleneksel otorite gelenek ve göreneklerin adaleti kısıtlamaları ve kişinin takdirinden oluşan heterojen bir yapıya sahiptir. Daha çok yöneticinin keyfi kararlarına bağlıdır. Günümüz insanının bu tür şeyleri kabul etmesi pek mümkün değildir. Çünkü daha çok gelenekten arınmış rasyonel şeyler odaklanan bir insan yapısı vardır gelenek ve göreneklerin rasyonelliği uymadığını düşündüğünden dolayı kabul etmesi mümkün değildir.

Yasal Otorite, Yasal otorite varlığını akılcı temellere göre oluşturulmuş kanunlara bağlıdır. Karizmatik ve geleneksel otorite farkı insanlar burada kişinin özelliklerine itaat gelenek ve göreneklerin Yücel ile bağlanması söz konusudur. Toplum bu otoritenin varlığını yasal bağlılığından dolayı kabul eder. Bu otorite türünde liderler ve katlar kanun üstünlüğü ilkesiyle görevlerini yerine getirirler yani aslında liderler bu otoritede sadece işletme konusunda sorumludur. Otorite de lidere tanrısal veya gelenek ve görenekten gelen normlar dayatılmaz ve onlara bağlı olmaları beklenmez. Kurallara bağlı usulüne uygun bir şekilde göreve gelebilirler asla illegal şekillerde yönetimde bulunamazlar ve geldikleri mevkiler geçicidir.

 Aslında bu otorite çağımıza eşitlik adalet ve hakların korunması bakımından çok uygun görülse de suistimal edilme olasılığı çok yüksektir. Bunu diktatörleşen yönetimlerden anlayabiliriz. Çünkü hangi fikir ile yola çıkıldığı çok önemli liderlerin ciddi anlamda hizmetkâr olmak mı amacı yoksa koltuğa geçtikten sonra kendince sömürü düzeni mi oluşturmak mı? Bu iyi analiz edemez ise toplumun başına yasal yollar ile bir diktatör geçmiş olacak. Aslında bu otorite çağımıza uygunluk konusunda en ideal tip olarak görülebilir ama dediğimiz gibi toplumun iyi gözlemlemesi gerekmektedir. Yoksa bir diktatörün sömürü aleti olabilirler.

Otorite dünya tarihi süresince dünden bugüne kadar süre gelen bir kavramdır. Otoritenin varlığı dünya tekelinde kaosu önlemek ve oluşacak karmaşaların azami derecede önlenmesini sağlamaktır. Weber ise bu kavramın kendince sınıflanmasını yapmıştır; Karizmatik Otorite, Geleneksel Otorite, Yasal Otorite. Tarihin kadim sayfalarında bu otoritelerin özelliklerini elinde bulundurup onları iyi kullanabilen insanlar diğer insanlardan kendilerini sıyırıp tarihin akışına yön vermişlerdir ve vermeye devam etmektedirler. İyi ya da kötü…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir